Zor Bir Yaşam Bölüm 14:Cehennemden Kaçış

Gönderen Unknown

Sonunda bu lanet turnuvanın şampiyonu ben olmuştum.En sonunda evime,en azından karnımın doyduğu yer olan Club Penguin'e geri dönecektim.Ayağım kırıktı ve aşağı yukarı 2 ay dinlenmem gerekiyordu.Cezaevi müdürü ise istediğim yere gidebileceğimi fakat daha sonra Rusya'ya dönerek Club Penguin'e gidiş işlemlerini başlatacağını söylemişti.Neden ayağım kırık da olsa Club Penguin'e gidemiyordum?Bu işin içinde bir iş olduğu kesindi.

Neyse ki Hakan'ın bana bir sürprizi vardı.Benim için Sicilya'ya uçak bileti almıştı.Artık 2 ay da olsa vatanımı görebilecektim.Uçağa bindim ve 2 ay söz verildiği gibi orada dinlendim.Oranın havası bana hep iyi gelmiştir.En son geldiğimde buraya savaşmaya gelmiştim.Şimdi Faşist İtalya döneminden eser yoktu.Her yer  o kadar güzelleşmişti ki.Buradaki iki ayımı eski çiftlik evimizde geçirdim.

İki ay sonra tekrar Rusya'ya döndüğümde Ata2000,Hakan ve beni çağıran cezaevi müdürü:
-Evet beyler.Artık gidişiniz hakkında konuşabiliriz.
Ata2000:
-Anlaştığımız gibi.Paranı aldın ve gidiyoruz.
-Fakat durumlar değişti.
Hakan sesini yükselterek:
-Ne demek değişti?!Turnuvayı kazanırsak gideceğimizi söylemiştin!
Cezaevi müdürü tekrar o sakin tavrını takınarak:
-Ama burada bir dövüşçümüz eksik.Hatırlamıyor musun Ozi,o Kazak'ın kaçmasına yardım ettiğini?
Pamukyoti!O bu cehennemden kurtulan tek şanslı kişiydi.
Ata2000:
-Orada bütün mahkumlar el birliği ile onun kaçmasına yardım ettiler,Ozi de oradakiler gibi ona yardım etti,bırak bizi gidelim böyle anlaşmamıştık!
-Üzgünüm Ata,adamın madem arkadaşının kaçmasına yardım etti,o zaman onun ölüm cezasını çekmeye razı olur!
Hakan:
-BUNU YAPAMAZSIN!diye bağırarak müdürün masasını dağıtmaya başladı
Cezaevi müdürü etrafımızdaki gardiyanlara dönerek:
-Закончить работу!(İşlerini bitirin!)
Birden bizi joplamaya ve odadan çıkarmaya başladılar.Ben ise İtalyanca küfürler savurarak direnmeye çalışıyordum.Hakan ise:
-Seni ellerimle gebertmezsem adım Hakan değil!diye bağırıyordu bir taraftan Türkçe küfürler yağdırıyordu.Ata2000:
-Pişman olacaksın Dimitri!Eğer kurtulursam öldün sen!
-Kurtulacağına emin misin?Hepinizi ayrı yerlerde vuracaklar!Birbirinize yardım etmeniz mümkün değil!O Kazak ise cehennem olup gitmiştir.Huzur içinde yat Ata!Seninle iş yapmak güzeldi!dedikten sonra keyifle Rus votkasını yudumlamaya başladı.


Cezaevinin bahçesine geldiğimizde Ata2000 ile Hakan'ı bir jipe,beni ise bir kamyona bindirerek ormanın ıssız bir köşesine götürdüler.Sinirden ağlamak üzereydim,bu kadar çabalamama rağmen bu delikte ölüp gidecektim.Oldukça rahatsız bir yolculuğun ardından bir gardiyan saçlarımdan tutarak beni yere savurdu.Kafama bir dipçik darbesi indirdikten sonra kollarımı bağladılar.İleride öldürülen diğer dövüşçülerin cesetleri hala duruyordu.Madem öyle,kendimi de bu sonsuz yolculuğa hazırlamalıydım.
-Vengo a madre(Anne yanına geliyorum)diye düşündüm içimden.Demek ki benim hayatım burada son bulacaktı.Gardiyanlardan bir tanesi sırtına asılı olan tüfeği aldı.Soğuk mekanizma şıkırtılarından sonra silahı bana doğrulttu.Bu manzarayı görmemek için gözlerime sıkıca kapattım.




O sırada bir silah sesi duydum.Gözlerimi açtım,üzerimde bir kurşun yarası yoktu.Neler oluyor diye bakınırken önümdeki gardiyanın başından kanlar akmaya başladı ve hemen yere yığıldı.Gardiyanlar ise panik içinde ağaçların arkasına geçerek:
-снайпер!(Keskin nişancı!)
Biraz ileriye baktığım zaman ileride bir nişancı tüfeğinin dürbününün parıldamakta olduğunu gördüm.İplerimi ise ölen gardiyanın bıçağı ile kestikten sonra onun silahını aldım ve saklanan gardiyanlara ben de kurşun yağdırmaya başladım.Ancak yukarıdaki nişancı o kadar iyiydi ki kafasına kaldıranları anında yere seriyordu.Gardiyanlar da bir taraftan bana ateş ediyor,diğer taraftan da nişancının yerini bulmaya çalışıyordu.Attığım kurşunlardan bir tanesi bir gardiyanın koluna isabet etti.Gardiyan acı içerisinde yerde kıvranırken bir mermi daha onun acılarına son vermişti.Bir gardiyan daha vurduktan sonra elimdeki son mermilere baktım.Bunlardan birini bile kaçırmam durumunda hayatım sona erecekti.Makinelisi olan gardiyanlardan biri bana kurşun yağdırırken ötekiler bana yaklaşıyordu.Onu vurduktan sonra diğerleri tekrar yerine geçmiş bana ateş etmeye devam ediyorlardı.En sonunda ikisini de vurduktan sonra mermim bitti.
-Из боеприпасов(Cephanesi kalmadı!)
Ne yapacağım diye düşünürken arkamdan bir makineli tüfek sesi geldi.Hemen ardından bana doğru koşan gardiyanların da kanlar içerisinde yere yığıldığını.Aşağıya inen penguen kimdi dersiniz?
-Pamukyoti?Beni nasıl buldun?
-Uzun hikaye,çabuk ol Ata2000 ile Hakan'ı bulmalıyız!

Fazla soru sormadan onun peşine takıldım ve başka bir kuytu köşede  onları bulduk.Biz ağaçlarla dolu bir tepede onları gözetliyorduk,bir eski depo tarzı bir yerdeydiler.Ata2000 yediği dayaklardan dolayı bitap düşmüş,Hakan ise onlara direnmeye çalışıyordu.Pamukyoti etrafı dürbünü ile gözetledikten sonra:
-15 adam var.Onların başlarında duran penguenleri aynı anda vuracağız,sonra sen önden gidip yaylım ateşi açacaksın.Bende sana buradan destek vereceğim.Onların elleri bağlı değil,sana yardım edeceklerdir.Tüfeğini hazırla!
İster istemez tüfeği,Pamukyoti'nin verdiği mermiler ile doldurduktan sonra dikkatle nişan aldım.Pamukyoti:
-Hazır mısın?1,2,3!
Aynı anda ateş ettik,nişan aldığımız penguenlerin ikisi de yere düştü.Onlar yere düşer düşme Hakan bir tanesinin yakasından tutarak yere fırlattı ve pompalı tüfeğini aldı.Ata2000'i sipere çekerek gardiyanlara kurşun yağdırmaya başladı.Pamukyoti bana bir tabanca fırlatarak:
-KOŞ!diye bağırdı
Bende ateş ederek aşağı doğru koşmaya başladım.Bir duvarın arkasına geçtikten sonra oradan gardiyanları çapraz ateşe tutmaya başladım.Pamukyoti ise yukarıdan nişancı tüfeği ile onları avlıyordu.Hakan da oradan:
-OZİ!BURADAYIZ!diye bağırıyor,diğer taraftan da gardiyanlara kurşun yağdırıyordu.Ata2000 ise hala baygın durumdaydı.
-Bu tarafa gelin sizi koruyacağım!diye bağırdıktan sonra Hakan,Ata2000 in koluna girerek benim bulunduğum duvara doğru koşmaya başladılar.Ata2000 zangır zangır titriyordu.
-Nesi var?
-Şeker komasına girdi,insüline ihtiyacı var!
-Lanet olsun!
Bir taraftan ateş açıyor,diğer taraftan da bir sağlık çantası var mı diye bakınıyordum.Gardiyanlar ise:
-Вы не можете бежать и сдаться!(Teslim olun kaçamazsınız!)diye bağırıyor,bize yaklaşan olursa Pamukyoti anında onu haklıyordu.Bir süre çatıştıktan sonra Pamukyoti bize desteğe geldi.Geri kalanlar da öldükten sonra artık hiç birimiz mahkum değildik.Ama biri ile hesaplaşmamız gerekiyordu...


Devam Edecek...

Zor Bir Yaşam Bölüm 13:Büyük Final

Gönderen Unknown

(Size tavsiyem Bring it on şarkısı ile bu hikayeyi okumanız.* olan yerden itibaren şarkıyı açabilirsiniz.)

Artık finaldeydim ve karşımdaki Brezilyalı'nın son derece çevik ve agresif dövüştüğünü biliyordum.Ata2000 ve Hakan beni finale sıkı bir biçimde hazırlarlarken,Ata2000 ise cezaevi müdürünün bir oyun oynamasından korkuyordu.Ama yine de biz onurumuz ile hazırlanıyorduk.Elimizden geleni yapacaktık.Finalden bir gün önce Brezilyalı antreman sırasında yanıma gelmiş:
-O ring sana mezar olacak.Çok geç olmadan teslim ol.
Ona dönerek:
-En azından onurum ile öleceğim diye cevap verdim
Bunu duyunca:
-Passei um bom risco as últimas horas!(Son saatlerini iyi geçir çizme!)
Hiç umursamamıştım ancak maç günü gelene kadar..

Ertesi gün Hakan:
-Pekala Ozi,çalıştığımız gibi!Sana yapabileceği hareketleri biliyorsun.O maçı al ve buraya gel!Hepimiz bu delikten çıkacağız,söz veriyorum!
Ringe doğru ilerlerken Ata2000 karşıma çıktı:
-Evlat..Artık dönüşü olmayan bir yola girdik.Başaracağına inanıyorum.Hadi,şimdi git,ona haddini bildir.
Kendime inanıyordum,ancak içimden bir ses bu maçta bir iş olacağını söylüyordu.Bu sefer bütün spor muhabirleri,Rus mafya liderleri,güzel giyimli hanımlar ve beyler gelmişti.Bu sefer maçlara bahis de oynanmıştı.Spiker:
-Bayanlar baylar 29.Hapishanelerarası Dövüş Turnuvasına hepiniz hoşgeldiniz.Final maçında iki ezeli rakip bu ringde kozlarını paylaşacaklar!
-Evet!Oynanan bahislere göre bahislerin %70'i Brezilyalı Antonio345'e,%30 u ise İtalyan Ozieeboo'ya oynanmış durumda!Fazla uzatmadan dövüşçülerimizi ringe çağıralım!
Çağırılacağım anda biraz heyecanlanmaya başlamıştım.Ata2000:
-Başaracaksın evlat!
-Evet Kırmızı köşede Dünya'nın öteki ucundan gelen,dövüş stili Latin rüzgarından sert!Dövüşün favorisi Brezilyalı Antonio345!
Alkışlarla salon inlemişti.Sıra bendeydi.
-Mavi köşede genç ve güçlü bir penguen.Öfkesi silahtan bile tehlikeli!Sicilyalı,İtalyan bir göçmen!Karşınızda Club Penguin'den gelen İtalyan Ozieeboo
Geldiğim anda bazıları alkışlarken mafya babaları, iş adamları ve yanlarındaki güzel giysili hanımlar bile bana aşağılayıcı bir bakış atıyorlardı.
-Evet fazla uzatmadan dövüşü başlatalım!Belden aşağı vurmak yok!
Ardından dövüş başladı.İlk hamleyi ben yaptım,ustaca sıyrıldı ve bana sağlam bir tane vurdu.Bir süre yumruğun şokunu atlattıktan sonra çevik hareketlerle ona saldırmaya başladım.Yumruklarımın hepsini ustaca blokluyor arada bir bazıları hedefi buluyor,ancak o kadar etki etmiyordu.Hemen ardından tekmeler savurmaya başladım ama penguen o kadar çevikti ki tekmelerimin hiç biri hedefini bulamıyordu.Bir iki saniye sonra karşılıklı yumruklaşmaya başladık.Hemen ardından karnıma bir yumruk savurdu.Bir süre durakladıktan sonra karnına daha sert bir yumruk attım.O ise hiç yumruk yememiş gibi dövüşmeye devam ediyordu.Fakat bu daha başlangıçtı.Daha sonra hiç beklemediğim birşey oldu ve kafamı yakalayarak kafamı tekmelemeye başladı.Ata2000 ise:
-NAPIYOR BU HERİF!BU KURALDIŞI!diye bağırmaya başlamıştı.Ama hakem hiç sesini çıkarmıyordu.Hakan ise:
-Doping kullanmış,başka türlü yumruklardan bu kadar az etkilenemez!
Ben de nasıl kilit altında kurtulacağımı düşünürken birden karnına dirsek attım ve müthiş bir tekme savurdum.Bu hedefini bulmuştu,ancak hala tekme yememiş gibi bana saldırıyordu.Bir süre yumruklarımla dirensem de beni belimden tuttu ve ringe yatırdı.Kafasını ayaklarımın arasına aldım,beni tekrar havaya kaldırdıysa da yere doğru yuvarlanarak ondan kurtulmuştum.Hemen ardından ringin öteki tarafına savruldu.Yukarıdaki iş adamlarından biri ona bir işaret yaptı ve ondan sonra bakışı daha da korkutucu bir hal almaya başladı.Anlamıştım,bu maça hile karışmıştı.Ani bir hareketle tekrar karşılaştık,yumruklar tekrar havada uçuşuyordu,hemen ringin diğer köşesine geçtim.Sık sık yer değiştirmeliydim yoksa beni çok kötü sıkıştırabilirdi.Sonra kolunu yakaladım ve bana yaptığı gibi kafasına tekme savurdum,ancak hala etkilenmemişti.Bu maçta kural filan yoktu,ölümüne bir maç olacaktı.Hemen ringin köşesine doğru koştu ve oradan atlayarak müthiç bir uçan tekme attı.Eğer reflekslerim olmasaydı belki de hayatta olmayacaktım.Kafasını defalarca yakalasam da çok kötü bir yumruk yedim ve yere kapaklandım.Hemen ardımdan beni kilide alarak ayağımı yakaladı ve ayağımı kırdı,yanlış duymadınız kırdı.Acı ile bağırdım,Hakan:
-NE YAPTIĞINI SANIYOR BU?
Ata2000:
-Bu maça hile karıştı,korkarım Ozi'ye yardım edemeyeceğiz,kendi başına!diye ümitsiz bir ses ile söylendi.
Şimdi kırık bir ayak ile dövüşmek zorundaydım.
-Ozieeboo'nun işi çok zor,kırık bir ayak ile rakibini yenebilecek mi?
Kırık ayağımla hiçbir şekilde çevik hareket edemiyordum.Şiddetli yumruklar ve tekmelerle sonunda bilincimi kaybettim,defalarca ayağa kalkmaya çalışsam da çok kötü tekmeler ile gücümü kaybettim.


Hayır,bu kadar kolay bitemezdi.Daha kardeşimin düğününü görecek,yeğenlerim ile vakit geçirecektim.Meer ile yapacak çok işimiz vardı ve Hakan ile benim ihtiyar ile bu cehennemden çıkacaktım.Nasıl bu kadar kolay biter,nasıl?O an hayatım bir film şeridi gibi önümden geçti.Naziler ile girdiğim çatışmalar,Sicilya'da Belediye Binası'na yaptığımız baskın,Meer ile kuyumcu soyarken polis tarafından yakalanmam,babamın vefat edişi ve en önemlisi bu deliğe girişim.Hemen orada bir bez gördüm ve son gücümü toplayarak o bezi ayağıma alçı niyetine sardım.Daha iyiydim ancak hala kötüydüm.Ringin etrafına gerilmiş iplere tutunarak ayağa kalktım ve tekrar ringe çıktım.Ayakta bile duramazken ringe çıkmam yukarıda canımın yanmasını izleyen elit kesimi bile şaşkına çevirmişti.İlk maçımda benimle alay eden kadın ise yine oradaydı:
-Gösteriş için dövüşme,bırak,pes et!
Ona dönerek:
-Non per l'esposizione, per la mia famiglia(Gösteriş için değil,ailem için..)diye cevap verdim.Nedense İngilizce cevap vermek aklıma gelmemişti.Onu düşünecek halim yoktu.Karşımdaki budala ise kahkahalar ile gülüyor:
-Un comportamento nobile!(Çok asilce bir davranış!)

Bunun üzerine daha da sinirlendim suratına bir yumruk vurdum.Bana iki yumruk attıktan sonra bir süre durakladı ve bacağıma hamle yaptığı sırada eğilerek karnına dirsek attım.Bir an nefesi kesildi ve hemen ardından tekmeler savurmaya başladı,üçüncü tekmesinde tekmesini kırık ayağım ile savuşturdum,yere düştü.Bunun üzerine Hakan:
-OZİ!!diye bağırarak tezahürata başladı ve dövüşü izleyen diğer mahkumlar da ona eşlik etmeye başladılar*.Ayağa kalkan Brezilyalı tekrar bir yumruk savurdu ve onu da savuşturarak ona şiddetli bir yumruk attım.Hemen ardından tekrar karşılıklı yumruklar atmaya başladık.Bu yumruklar yüzünden bayağı yorgun düşmüştü.Daha da sinirlenmişti ve yumrukları çabuklaşmıştı.Hemen onu kolundan yakaladım ve yere yatırıp yumruklamaya başladım.Kurtulmak için yerde yuvarlanıyor,kolları ile kendini korumaya çalışıyordu.Karnıma bir tekme atarak beni savuşturdu ve tekrar ayağa kalktı.Tekrar yere yatırdım ve yumruklarımla onu sersemletmeye başladım.Bir süre yerde mücadele ettikten sonra tekrar ayağa kalkıp beni yumruklamaya başladı.O kadar çok yumruk yemiştim ki yüzüm hiçbir şey hissetmiyordu.Hemen ardından kırık ayağıma vurdu ve yere düşerken tam gagasına hızlı bir yumruk çaktım.Birbirimizi yakalayıp karşılıklı yumruklaştıktan sonra bilincini kaybetti ve ringin bir köşesine savruldu.Tekrar toparlandıktan sonra yüzüne ve karnına attığım son yumruk ile bilincini kaybetti ve yere düştü.Bunu üzerine daha da sinirlendi ve gözlerime yerdeki tozları savurdu.Kahretsin hiçbir şey göremiyordum.Ona karşı üstünlük sağlarken tekrar yumruk yiyordum.Ata2000 ise oradan:
-İÇ GÜDÜLERİNİ KULLAN!
İç güdüler!Hakan'ın bana öğrettiği dövüş taktiği,eğer rakibimi göremiyorsam onu hissedecektim.Ayak seslerine kulak kabartmış,yerini tahmin etmeye çalışıyordum.Sonunda sağ tarafımda olduğunu duydum ve ona şiddetli bir dirsek darbesi ile yere serdim.Hala birşey göremiyordum ama bana dümdüz bağırarak koştuğunu hissettim ve ileri doğru kırık ayağımı uzattığımda kulakları sağır eden bir çığlık duydum.Meğerse onun da ayağı kırılmıştı.Bir süre sonra gözlerim tekrar açıldığında onu yerde kıvranırken görmüştüm.Yukarıdaki elit izleyiciler bile sinirden çekip gitmişlerdi.Hakem isteksiz bir biçimde:
-Kazanan İtalyan Ozieeboo!
Beni tutan herkes kulakları sağır edici bir sesle sevinç gösterisinde bulunmaya başladılar.Ata2000' ve Hakan'ın gözlerinden süzülen mutluluk gözyaşları ne hissettiklerine anlatmaya yetiyordu sanırım...


Devam Edecek.

Zor Bir Yaşam Bölüm 12:Acı Gerçekler

Gönderen Unknown

Evet..tahmin ettiğiniz gibi anneme birşey olmuştu.Mektubu açtığımda gelen bir inme sonucu hayatını kaybettiği yazıyordu.Mektuptan çıkan morg kağıdı herşeyi anlatmaya yetiyordu...Ne yapacaktık şimdi?Kardeşimden başka kimsem yoktu artık..Artık rakiplerimin hiçbirine merhamet etmeyecektim;zaten hepsi kana susamış canilerin önde gideniydi.O geceyi sessizce,için için ağlayarak geçirdim..

Ertesi gün cezaevi yönetimi bireysel olarak beni çağırdılar.Söylediklerine göre eğer yarıfinalde Amerikalı'yı yenersem,final maçında Brezilyalı ile kapışacaktım.Buna göre karar verilmişti:ben Amerikalı'yla dövüşecektim.Ama bunun içinden kirli bir oyun çıkacağını bütün ekip biliyorduk.Ata2000 de bundan son derece şüpheleniyordu.Artık annemin gittiği gerçeğini kabul etmek zorundaydım nitekim antremanlarda da verimim düşmeye başlamıştı.

Yarı final maçının günü gelip çatmıştı.Ata2000 sık sık bana tavsiyeler veriyordu:
-Evlat bu maçı kazanacağını biliyoruz.Gerekirse acılarından güç almalısın!
Ata2000 beni her zaman en güçsüz dövüşçünün bile acılarından güç aldığı zaman dünyanın en güçlü dövüşçüsünü bile yenebileceğini söylerdi.Sık sık:
-Önemli olan kalbinle dövüşmektir.Kalbiyle dövüşen bir dövüşçünün çelikten bir duvar bile duramaz derdi.
Ringe çıktığımda her zamanki gibi bir manzarayla karşılaştım.İş adamları,kumarbazlar ve yanlarındaki kadınlar.Her zamanki gibi bir anons duyuldu:
-Bayanlar baylar!Yarıfinal maçında İtalyan Ozieeboo,Amerikalı Derek3433'e karşı!
Ringe çıktığımda göz alıcı bir ışık üstümdeydi.Rakibim Amerikalı:
-Seni ağlayarak evine göndereceğim pislik!diyerek laf atıyordu.Hiç umursamadım çünkü ringte ona dersini verecektim.
Ardından maç başladı.İlk yumruğu ben yedim,hemen ardından bir tekmeyi karşıladım.Ani bir refleksle eğildim ve ilk yumruğumu ona vurdum.Son derece sersemlemişti ancak daha maç yeni başlıyordu.İki yumrukla daha sersemlemiştim bir tekme ile onu savuşturmayı başardım.Bunun üzerine daha da sinirlenen Amerikalı bütün gücü ile yumruklarını savuşturmaya başladı.Bir iki tanesi dışında hepsinden kurtulmuştum.Hemen ringin köşesine doğru bakışlarımı çevirdim.Aklıma çılgınca birşey geliyordu ancak eğer başaramazsam ayağımın kırılma riski vardı.Ancak riski göze aldım ve ringin köşesine doğru koştum.Hemen ardından müthiş bir ters takla ile kafasını bacaklarımın arasına aldım ve onu yere serdim.Hakem:
-1,2....
Hakem 3 demeden Amerikalı karnıma bir dirsek attı ve bir an nefessiz kaldım.O sırada yaptığım kilitten kurtuldu ve beni yere yatırarak yumruklamaya başladı.Nasıl kurtulacağımı düşünürken:
-Annen seni görünce tanıyamayacak!
Bunu duyduğum an gözüme perde indi.Kendime geldiğimde soyunma odasına gidiyordum.Ata2000:
-Aferim evlat,başardın!
Hakan'a dönerek:
-Orada neler yaptım ben?diye sordum
-Seni o adamdan zar zor ayırdık,o kadar korktu ki pes etti diye cevap verdi.


Ne zaman bu dövüşümü hatırlasam,aklıma annem gelir.Anneler Günü'nde bütün çocuklar anneleri ile bir yerlere giderken,onlara çiçek götürürken ben onun mezarına giderim.Hem de her Anneler Günü.Ona bu maçta bana güç verdiği için sürekli teşekkür ederim.Benim güzel annem,bu sözde başarımı sana armağan ettim.Keşke seni daha iyi yerlerde tedavi ettirme fırsatın olsaydı,keşke Meer'in izinden gitmeseydim,son anlarında yanında olsaydım ama olamadım.Bu lanet delikte tıkılı kaldım ve çıkmamın tek yolu hayatta kalmak..



Devam Edecek..



Yeni Google Hesabım

Gönderen Oğuz99

Uzun bir aradan sonra herkese merhabalar,site uzun zamandır bomboş bunun farkındayım.Ve bazı arkadaşlar ise siteye kendilerini yazar olarak almalarını rica etttiklerini yorumlarda gördüm.Maalesef arkadaşlar böyle bir yetkim yok.Bu arada hikayelerimi (eğer yazmaya heves edersem tabii ki) Atakan Söğüt adlı google hesabımdan yazacağım.



Anlayışınız için teşekkürler:)

Oğuz99(Atakan Söğüt)

Zor Bir Yaşam Bölüm 11:Firari

Gönderen Oğuz99

Çeyvrek final maçlarının olduğu gün çok sıkı çalışmıştım.Ata2000:
-Evlat, dövüşte hislerini kullanmak zorunda kalabilirsin.Örneğin görmeden dövüşebilir misin?
-Bunu yapabileceğimi sanmıyorum ihtiyar dedim.Görmeyen bir insan nasıl dövüşebilirdi ki?
Hakan:
-Burada görmeden dövüşebilecek senden başka dövüşçü yok!Bunu yapacaksın
Ata2000 gözlerimi bağlarken:
-Asla unutmaman gereken birşey var ki gardını hiç düşürmemen.Tek yapman gereken rakibinin nerede olduğunu hissetmek dediği anda Hakan'dan bir yumruk yedim.
Hakan:
-Hadi adamım yapabilirsin!
Bir türlü nerede olduğunu bulamıyordum,ancak ayak seslerini duymamla attığı yumruğu hissetmem bir olmuş,eğilerek ona yumruğun karşılığını vermiştim.
-Aferim evlat başaracağını biliyordum!

Sıra çeyrek final maçlarına denk gelmişti.Maçlarda çeyrek finale yükselen dövüşçüler Kazakistanlı,Avusturyalı,Amerikalı,Rus ve bendim.Çeyrek finaldekilerin eşit olmaması nedeniyle önceki maçını kazanan Amerikalıyla dövüşecekti.Kurada ben Avusturyalı Hans ile,Kazakistanlı ise Rus ile eşleşmişti.Sanırım Kazakistanlı rakibini çok sevmişti!Bize ayrılan locaya geçtiğimizde yine iş adamları ve kumarbazlar,yanlarında kadınlarla birlikte ringe gelmişlerdi.

-Bugünkü çeyrek final maçlarında Kazakistanlı Pamukyoti,Rus Dimitri2004'e,Avusturyalı Hans,İtalyan Ozieeboo'ya karşı!diye İngilizce bir anons duyuldu.İlk maç Kazakistanlı'nındı.Son derece çekişmeli bir maç olacağı kesindi.Kazakistanlı ilk yumruğunu savurduğu anda Rus şiddetli bir yumrukla ona cevap verdi.Hemen ardından Kazakistanlı ardı ardına yumruklarını savurmaya başlasa da bir iki tanesi dışında Rus hepsini savuşturmuştu.En sonunda takla atarak iki tekme savurdu ve Rus bu tekmeler sonucu biraz sersemlemişti ancak daha da sinirli görünüyordu.Kazakistanlı bundan yararlanarak yumruğunu savurmaya başlasa da Rus onu kolundan yakaladı ve ringde yere sererek yerde yumruklamaya başladı.Kazakistanlı ise onu üstünden atarak bir takla attı ve iki tekme daha savurdu.Savurduğu tekmelere rağmen Rus yine de Kazakistanlı üzerinde üstünlük sağlıyordu.Kazakistanlı kötü bir durumdaydı.
-Kazakistanlı Pamukyoti'nin işi zor!Rus Dimitri2004 ona karşı bir üstünlük sağlıyor!
Kazakistanlı bir tekmeyi blokladıktan sonra ringin köşesine doğru koştu ve oradan zıplayarak şiddetli bir tekme savurdu.Rus penguen neye uğradığını şaşırmış,hatta ağızlığı bile düşmüştü.Bundan sonra herşey bir anda oldu.Rus birden Kazakistanlı'nın karnına tekme attı ve ondan sonra onu yumruk yağmuruna tutmaya başladı.Ne zaman karşılık vermeye kalksa şiddetli ve peşpeşe yumruklar onu durduruyordu.En sonunda bir takla attı ve bu takla ile attığı yumrukla yere yığıldı.Hakem:
-1,2,3!KAZANAN DİMİTRİ2004!!
Buna inanamamıştık.Bize göre Kazakistanlı finalde olmayı hak edenlerden biriydi ve gayet onurlu bir biçimde dövüşüyordu.Hakan:
-Şimdi ne olacak?diye sordu
Ata2000 olacakları biliyordu ama:
-Şimdi sırası değil Hakan!Evlat,sıra sende dedi ve beni maça hazırlamaya başladı.Sanırım moralini bozmak istememişti.Fakat benim aklım Kazakistanlı'daydı.Ya onu öldürürlerse?Buna izin veremezdim.Anonsu duyduğumda kendime geldim:
-Kazakistanlı Pamukyoti çok kötü yenildi!Sıradaki maç:İtalyan Ozieeboo,Avusturyalı Hans897'ye karşı!

Sonunda maça çıktığımda rakibim son derece acımasız bir şekilde beni süzdükten sonra zil çaldı.İlk atak Avusturyalı'dan geldi ve bana yumruklarını savurmaya başladı.Bir yumruğu yüzüme geldiyse de şiddetli bir yumrukla ona karşılık verdim.Bir tekmesini karşıladıktan sonra ikinci yumruğumu attım.Ardından bir uçan tekme attım ve yere yığıldı.Kısa bir sürede ayağa kalktı ve bir tekmeyle bana karşılık verdi.Sonra bir yumruk daha savurdu,ancak eğildim ve şiddetli bir sağ apakratla onu yere serdim.O kadar şiddetli bir yumruktu ki ağızlığı fırlamıştı.Aynı şekilde bana da karşılık verdikten sonra bir süre kendimi kaybettim.Birden başımı yakaladı ve yere vuracaktı ki bir dirsek darbesiyle onu savuşturmayı başarmıştım.En sonunda şiddetli bir tekme ile bir daha kendine gelemedi.
-1,2,3 KAZANAN OZİEEBOO!!
İtalyanların sevinç çığlıklarına,Ata2000 ve Hakan'ın sevinç çığlıkları da eşlik ediyordu.Ama ben hala Kazakistanlı'yı düşünüyordum.


Ertesi gün onu taş ocağına götürülürken kamyonda gördüm.Demek ki bugün son günüydü.Ona dönerek:
-Şimdi ne yapacaksın?
Sinirli bir sesle:
-Ne mi yapacağım?Bu cehennemde ölüp gideceğim.
-Ailene ne olacak?
Daha önceki konuşmalarımızda bana ailesinin resmini boynunda taşıdığı künyede göstermişti.İlk günlerdeki gibi fazla kavga etmiyorduk.
-Bilmiyorum dedi ümitsiz bir sesle.
Ve ekledi:
-Buraya kadarmış..
Ona dönerek:
-Kaçabilirsin diye fısıldadım
-Şaka yapıyor olmalısın etrafımız silahlı adamlarla dolu!
-Orasını boşver.Sen asker değil misin?Bir şekilde hayatta kalırsın.
Bunu duyunca sustu ve ben devam ettim:
-Denemeden bilemezsin.
Bana tekrar dönerek:
-Tamam yapacağım.

Taş ocağında çalışırken bana döndü:
-Kimse yok,kır şu zincirleri!
Taşın üstüne koyduğu zincirleri kırmaya çalışırken gardiyanların bulunduğumuz yere bakmaya başladı.Pamukyoti:
-Hadi kır şu lanet olası şeyi HADİ!diye bağırdığında gardiyanlar:
-Что происходит!(Neler oluyor?)
-Поймать их!(Yakalayın şunları!)
En sonunda kırmayı başardım ve üzerimize koşan gardiyanları tekme tokat dövmeye başladık.Hemen ardından silahlı gardiyanlar koşarak taş ocağına geliyorlardı.
-Поймать эти подонки!(YAKALAYIN ŞU PİSLİKLERİ!)
Üzerimize kim gelirse Pamukyoti'nin tekmesini,benim de yumruğumu yiyordu.Pamukyoti bir gardiyanı fırlatıp attıktan sonra ona dönüp:
-KAÇ!diye bağırdım
O sırada gardiyanların başı:
-огонь!(ATEŞ!)diye bağırdığında Pamukyoti'ye kaçarken kurşun yağdırmaya başladılar.Bunun üzerine taş ocağı işçileri de onlara taş atarak karşılık vermeye başladı.Bölüğün büyük bir kısmının taşlardan kafası yarılmıştı.Ama içlerinden biri bir tümsekte elindeki makineli tüfekle Pamukyoti'yi vurmaya çalışıyordu.Hemen yerdeki taşlardan birini aldım ve bütün gücümle o gardiyanın başına attım.Gardiyan başına gelen taşla neye uğradığını şaşırmış,Pamukyoti de ormanın derinliklerinde gözden kaybolmuştu.Hemen ardından başıma bir dipçik darbesi yedim ve sonrasını hatırlamıyorum..


Uyandığımda bir hücreye kapatılmış dayak yiyordum.Cezaevi müdürü yanıma geldi ve:
-Buraya gelen her mahkumun sorun çıkaracağını biliyorduk.Ama sen güpegündüz bir mahkumu kaçmasını sağladın.Seni öldürmem gerek ama dua et Ata2000'in adamısın.
Adamlarına dönerek:
-клеток отбрасывать!(Hücreye atın!)
Hücreye kapatıldıktan bir süre sonra gardiyanlardan biri kapıyı aralayarak:
-Там в письме для Вас!(Sana bir mektup var!)diyerek yere bir zar attı.Ardından tam ışıkları söndürecekken cezaevi müdürü ona engel oldu.Ne olduğunu anlamamış,zarfı açtım.O zarfın içindeki hayatımın en acı haberiydi.Gözlerimden yaşlar süzüldü ve sadece bir kelime söyleyerek bağırmaya başladım.
-ANNEEEEE!

Devam Edecek!

KEHANET

Gönderen Snow Man



2

Tick gözlerini açtığında, birinin onu izlemekte olduğunu kesinlikle emindi. Olabildiğince hareketsiz kalmaya çalışarak ufacık odaya göz attı. Tavanda kimse yoktu. Şifon yerinde de öyle. Sonra onun antenlerini hafifçe oynatması dışında, nerdeyse hiç kıpırdamadan pencere pervazında oturduğunu gördü. Bir hamam böceği.
“Belanı arıyorsun” dedi yavaşça, hamam böceğine. “Annemin seni görmesini mi istiyorsun?”
Hamam böceği antenlerini birbirine sürttü ama kaçmaya çalışmadı. Tick iç geçirdi. Kalemlerin durduğu eski mayonez kavanozunu aldı, kalemleri yatağa boşalttı ve hızlı bir hareketle kavanozu hamam böceğinin üstüne kapadı.
Bunu yapmak için kalkması bile gerekmemişti. Yatak odası gerçek anlamda bir yatak odası değildi. Büyük olasılıkla bir çeşit ardiye olarak düşünülmüştü. Tick’in tek kişilik yatağı odaya öyle sıkıştırılmıştı ki, Tick gece kapıdan girip doğruca yastığa emekleyebiliyordu. Yatağın ayakucunun baktığı duvarda, çekmeceleri yalnızca yirmi santim açabilmenize karşın dar bir şifonyere yetecek kadar küçük bir girinti vardı. Ödevlerini, yatağının üzerinde, bağdaş kurup oturarak, dizlerinin üzerine yapması gerekiyordu. Odanın kapısı da yoktu. Ama Tick şikayet etmiyordu. Sokağa bakan bir penceresi vardı, tavanlar güzel ve yüksekti. Sadece tavanlar ve evdeki herkesten daha fazla mahremiyete sahipti. Kimse odasına çok fazla girip çıkmıyordu… Tabi hamam böceklerini saymazsanız.
Sahi son zamanlarda haham böceklerinin neyi vardı? Evde her zaman bir miktar hamam böceği olmuştur ama bu aralar ne zaman arkasını dönse bir miktar görüyormuş gibi geliyordu. Kaçışmıyorlar. Saklanmaya çalışmıyorlar.
Tick hamam böceklerini dürterek pervazdan itti ve mayonez kavanozunu ters çevirdi.  Banyonun, Luxa’nın yatak odasının ve Lizzie ile büyük annesinin  yatak odasının olduğu koridorda sesizce ilerleyip oturma odasına girip. Annesi çoktan çıkmıştı. Hafta sonları servis yaptığı kahve dükkanındaki sabah vardiyasına gitmiş olmalıydı. Annesi aslında zaten hafta içinde bir dişçinin yanında kabul görevlisi olarak tam zamanlı çalışıyordu ama son zamanlarda tek bir kuruşa bile çok ihtiyaçları vardı.
Tick’in büyük annesi çekyatta yatıyordu. Tek kanallı televizyonumuzu izlerken uyuya kalıyordu. Her zaman, her dakika. Hamam böcekleri sayesinde uykusunda bile uyumuyor gibiydi . Parmaklarını seğiriyor ve ara sıra battaniyesini çekiştirip, mırıldanıyordu. Büyük annesi. Zavallı büyük annesi…
Tick’in annesi burada olmadığı için ona Bayan Aurora bakıcaktı. Tick ise Bayan Aurora’nın evini toparlıcaktı. Hazırlanmış dışarı çıkarken birden büyük  annesinin mırıldandığını duydu. Hemen yanına gitti ve elini tuttu. Kötü bir rüya görüyor olmalıydı. Başını bir sağa bir sola savuruyor, bacakları ise ileri geri ileri geri savuruyordu. Tick ne yapacağını şaşırdı. Kısa süre içinde büyük anne kan ter içinde kaldı. Tick hemen “Büyük anne, büyük anne!” diye haykırdı. Büyük anne yerdin den sıçrayarak  uyandı.
Tick “İçecek soğuk bir şeyler istermisin, büyük anne? Kök birasına ne dersin?”
Kadın güldü “Kök birası mı? Ne o, yoksa doğum günüm mü?”
Böyle bir şeye nasıl yanıt verirdiniz?
Tick kadının elini sıktı Luxa’yı kucağına aldı. “Hemen dönerim,” dedi yüksek sesle.
Büyük annesi   hala kendi kendine gülüyordu, “Kök birası” dedi kadın ve anlındaki terleri sildi. Tick’in anlamadığı bir konu vardı. Büyük annesi kök birasını, ne pahasına olursa olsun her zaman bir bardak içerdi.
Mutfağa giden Tick, bir bardağa buz gibi bir su doldurdu ve Luxa’ya bir şişe süt hazırladı.
“So’uk,” dedi kız neşeyle, şişeyi yüzüne bastırarak.
“Evet güzel ve soğuk, Luxa,” dedi Tick.
Kapıya vurulması onu yerinden sıçrattı. Gözetleme deliği en az kırk yıldır işe yaramıyordu. “Kim o?” diye seslendi.
“Bayan Aurora, tatlım. Annene saat dörtte büyük annene uğrayacağımı söylemiştim. Annen sana söyledimi?” diye cevaplamıştı bir ses kapının arkasından.  Kapıyı açınca Bayan Aurora’yı sıcaktan bitkin bir halde buldum. “Merhaba! Korkunç, değil mi? Sıcağın memnuniyetle karşılamadığımı söylemeliyim!” Eski bir bandanayla yüzünü silerek içeri daldı. “Ah, harika, bana mı?” dedi kadın ve Tick yanıt veremeden, çölde kaybolmuş gibi buz gibi suyu bir dikişte mideye indirdi.
“Tabii ki,” diye mırıldandı Tick, başka bir tane doldurmak için mutfağa giderek. Bir bardak daha getirdi ve büyük annesine verdi. Luxa’yı kucağından indirdi ve “Ben çıkıyorum” diyerek kapıya yöneldi. Bayan Aurora “Iıı Tick. Yarın ki büyük buluşma için yaptığım pastaları dokunma olur mu?. Hiç dokunma,” dedi ve dudaklarını büzüştürdü.
“Peki Bayan Aurora” dedi ve kapıyı sakince kaptı.
Bayan Aurora’nın dediği büyük buluşma, kadınların eğlenip, pastalar, börekler yedikleri bir etkinlik.
Bayan Aurora’nın evine varmıştı. Bayan Aurora’nın Tick’e verdiği anahtarı cebinden çıkardı ve kapıyı açtı. Kapıyı açar açmaz ağzının salyası akmaya başlamıştı. Miss gibi pasta ve kurabiye kokusu geliyordu. Mutfağa doğru yöneldikçe bu koku daha çok artıyordu. Tick kısa süre sonra iç geçirdi. Kaç zamandır böyle şeyler yemiyordu. Ama Bayan Aurora’nın emri vardı. Yiyeceklere dokunamazdı. Evi şöyle bir gezdi, nereler dağınık. Oturma odasında Bayan Aurora’nın kocası uyuyordu…
Evin dağınık olan yerleri tesbit etti ve işe koyulmaya başladı. Mutfak, oturma odası ve yatak odası. Çok fazla bir şey değildi. Mutfağa yöneldi. Tezgahın üzerindeki kocaman pastayı gördü. Tick afallamıştı. Kocamandı. Çikolatalı, çilekli kremasıyla müthişti gözüküyordu. Arkasını dönünce birden Bayan Aurora’nın kocasına çarptı. “Ovv özür dilerim bayım!”


Devam Edecek…
-Lizzie-

Zor Bir Yaşam Bölüm 10:Ölümle Dövüşmek

Gönderen Oğuz99

Maçtan sonra son derece keyifliydik.Ata2000'in keyifli olmasının başka bir nedeni daha vardı.Hapishane müdürü güya benim ilk maçta eleneceğimi düşünmüş olup,galibiyetimle cevabını alması çok hoşuna gitmişti:
-Rakiplerimize vereceğimiz en güzel cevap başarılarımız evlat!
Bir odadan bir müzik aleti sesi duyuyordum.Hakan'a dönerek:
-Bu ses de ne?diye sordum
Hakan ses kulak kabarttıktan sonra:
-Bir bağlama sesine benziyor diye cevap verdi.Sesin olduğu yere gittiğimizde Kazakistanlı'nın elinde bir sazla bir halk şarkısı çaldığını gördüm.Hakan:
-Bu bir dombıra.Kazakistan'ın milli çalgısı.
Çaldığı şarkı beni son derece büyülemişti.Sadece:
-Harika diyebilmiştim.Kendisi de mest olmuşçasına çalıyordu. O sırada gardiyanlardan biri:
-Хватит играть эту чертову штуку!(ŞU LANET ŞEYİ ÇALMAYI BIRAK!)diye bağırdı
Kazakistanlı başını çevirdiğinde gardiyan elindeki saza elini atmış,onun elinden almaya çalışıyordu:
-бля брось!(Bırak şunu lanet olası!)
Aynı sırada Kazakistanlı da Rusça bağırmaya başladı:
-нет, я не!(Hayır!)
Gardiyan hala çekiştirirken Hakan oraya yürüdü ve gardiyana şiddetli bir yumruk attı.Kazakistanlı:
-Ne yaptığını sanıyorsun?Neden benim işime karışıyorsun?
Gagası kan içinde kalan gardiyan:
-Вы видите, вы мудак!(Sen görürsün pislik herif!)
Ata2000:
-Hakan!diyerek onu yanına çağırdı.İster istemez ordan uzaklaştık.Akşama doğru koridorda bağrışmalar ve bir şeylerin kırıldığını duyduk.


Ertesi sabah Kazakistanlı'yı taş ocağında gördüğümde gözünün biri morarmıştı.Soranlara ise "kapı çarptı"diye yalan söylüyordu.Anlaşılan o ki Kazaklar da aynı Türkler gibi onurlarını koruyormuş.Bir süre sonra yanıma hapishane çevirmeni ile bir gardiyan geldi.
-Посетители имеют Ozieeboo
-Ozieeboo,bir ziyaretçin var.
 Ziyaretçinin kim olduğunu son derece merak ediyordum.Odaya girdiğimde kimi gördüm dersiniz?Kardeşim Silvia'yı:
-Silvia!!Sen buraya nasıl geldin?
-Meer beni uçakla buraya yolladı.
Uçak mı?Uçak biletlerine verilecek parayla bir araba alınabilirdi.Demek ki Meer ben yokken işleri büyütmüştü.
-Nasılsınız?Annem nasıl?
-Sen gittikten sonra annem çok hastalandı.Ben idare etmeye çalışıyorum.
-Ne demek idare etmeye çalışıyorum?Annemin nesi var?Paranız mı yok?
Silvia gözlerinden yaşlar süzülerek:
-Hayır,annem vasiyet etti.
-Ne vasiyeti?Ne diyorsun Silvia?
-Annem,annem kanser Ozi..
Bunu duyunca beynimden vurulmuşa döndüm..
-Eğer bana birşey olursa buralarda kalma,evlen dedi bana.
-Evlenmek mi?
-Ben..ben evleniyorum Ozi.Belki de taşınıp Sicilya'ya döneceğim.
-Kesinlikle olmaz!Oraya dönemezsin diye cevap verdi.
Silvia'nın gözyaşları sel olmuştu:
-Ne yapacağım bilmiyorum.Anneme ya birşey....
-Sakın aklına böyle şeyler getirme!diyerek sözünü kestim.
-Meer'in kasasında birikmiş birazcık daha para var.Bir kısmıyla annemi tedavisine kullanır,diğer bir kısmı ile düğün masraflarını karşılarsın.
-Ama Ozi..
-Aması filan yok.Turnuvayı kazanacağım ve ilk uçakla yanınıza geleceğim.Sonra kendimize yeni bir igloo alırız ve gerekirse anneme biz bakarız dedim.
 Gardiyanlardan biri yanıma gelerek:
-срок истек!(Süren doldu)
 İster istemez taş ocağına geri döndüm.
  
Moralim sıfıra inmişti.Annem orada ölümle pençeleşirken ben birşey yapamıyordum.Bu gece Japon dövüşçü ile Amerikalı'nın maçı vardı.Japon dövüşçü çevik hareketleriyle Amerikalı'yı yıldırsa da ne yazık ki çok kötü bir şekilde yenildi.Yenilen dövüşçülere ne olduğunu merak ediyorsunuz değil mi?Ne yazık ki sonları çok kötü oldu.Yenilen dövüşçülerin daha yaraları sarılmadan ormana götürülüp kurşuna dizildiğini cezaevi müdürü bütün dövüşçülere söylemişti.Artık lamı cimi yoktu.Artık ölümüne dövüşmeli,kazanmak zorundaydım.Öleceksem ringte son nefesimi verip ölmeliydim...

Devam Edecek....
  

KEHANET

Gönderen Snow Man


1

Hangisi daha kötü? En kötüsünün gerçekleşmiş olduğundan emin olmak mı yoksa her geçen dakika daha da kötüsünün olabileceğine dair artan korkumu? Ani bir çöküş mü, yoksa ağır çekimde gerçekleşen bir parçalanmamı daha kötü?
Tick alnını perdeye o kadar uzun süre bastırmıştı ki, kaşlarının üstündeki küçük pürüzleri hissedebiliyordu. Parmaklarını pürüzlerin üzerinde dolaştırdı ve ilkel bir mağra adamı çığlığı atma dürtüsünü direndi. Göğsünde, gerçekten acil – sopanız olmadan uzun dişli bir kaplanla karşılaştığınız ya da Buz Devri sırasında ateşinizin söndüğü zamanlarda olduğu gibi. Ama bunu yapamazdı. Çünkü küçük kardeşi Luxa uyuyordu. En azından bu evde tek uyuyabilen oydu. Küçük bir odanın içinde. Annem Lizzie, büyük annem Cormaci, küçük kardeşim  Luxa, Kate ve o dört bacaklı iğrenç hamam böcekleri. Duvardaki delikler  ve tahta zemin araları, onlar için harika bir yaşam alanı’idi. Uykusuzluktan gözlerimde torbalar oluşmuştu. En azından Bayan Aurora bazı günler evinde konaklama olanağını sunuyordu. Tick’de bu iyiliğin karşısında mahcup kalmaması için Bayan Aurora’nın evini temizliyordu. Eve varınca kocaman bir “günaydın” la girmişti. Tick’in büyük annesi Cormaci, sanki Tick’ten usanmışcasına bir bakış attı ve “Gine geldi bizimki” deyiverdi. Elinde geçen hafta yolda yürürken bulduğum gazete vardı. Yarısı çözülmüş bulmacanın devamını getiriyordu. Lizze ise Luxa’ya üşüşen hamam böceklerini kışkışlarken uyuya kalmıştı. Hem bir sandalye kaptı ve Cormaci’nin karşısına geçti. Cormaci bir yandan bulmacasını çözmeye çalışırken Tick'e “Bu zamana kadar neredeydin?” diye sordu. Tick “Bayan Aurora’da kaldım. Ne iyi bir kadın” der demez bir zafer çığlığı koptu. “Eveeettt Tick, sonunda, sonunda!” diye tüm gücüyle bağırdı ama Lizzie ve Luxa uyuyordu. Daha doğrusu: uyuyorlardı. Lizzie “Ah anne” diye oflatıp pufladı. Luxa ise ağzındaki bibaron birden ağzından, salyalarıyla beraber fırlamıştı. Cormaci bana bakarak kahkahalara boğuluyordu. En neşeli günümüz bu olmalıydı. Tabi Lizzie ve Luxa hariç.

Hava kararmaya başlamıştı. Yine uykusuz bir gece olacaktı ve tekrardan yine Tick’in alnı küçük karelerle dolacaktı. İçinde kötü bir his vardı. Sanki büyük bir olay olacak gibiydi. O da botunun tekinin kaybolması olabilirdi. Tick için en kötüsü buydu…
Devam Edecek...



-Tick-